|
Gayrimenkul Piyasası – 2010 İlk Yarı
Colliers International Turkey tarafından yayınlanan
ve İstanbul'a odaklanan “Gayrimenkul Piyasası – 2010
İlk Yarı” raporuna göre, 2009 yılı ticari
gayrimenkul yatırımları açısından yeterince
hareketli değildi ve çok zayıf hacimli işlemler ile
geçti. 2010 yılında da finansman yetersizliği
nedeniyle alışveriş merkezi ve endüstriyel bina
arzının belirgin bir artış yaşaması beklenmiyor.
Ancak İstanbul A sınıfı ofis piyasası yatırımcılar
için cazip fırsatlar sunabilir.
Küresel krizin başlangıcında, genel eğilime paralel
olarak, bankalar kredi vermeye sıcak bakmadılar.
Ancak 2009'un ikinci yarısından itibaren bu
ihtiyatlı yaklaşım yerini kredi verme konusunda bir
rekabete bıraktı. Bankalar arasında faiz indirimi
konusunda sıkı bir rekabet yaşandı ve konut faizleri
aylık %1’in altına indi. Ancak finansal kuruluşlar
geleceğe ilişkin belirsizlikler nedeniyle, uzun
vadeli krediler vermeye hala sıcak bakmıyorlar. Aynı
şekilde “loan to value” oranı ticari kredilerde
%50’ye kadar düşerken, konut kredilerinde de %60-65
seviyelerinde seyrediyor.
Geliştirici firmalar açısından, tüketicilerin alım
gücündeki azalma ve genel işsizlik oranındaki artış
nedeniyle beklenen talebin gelmesi biraz daha zaman
alacak gibi görünüyor. Diğer yandan ticari
kredilerin genel yapısına bakıldığında, büyük bir
bölümünün borçların yeniden yapılandırılmasına ve
işletme sermayesinin artırılmasına yönelik
kredilerden oluştuğunu görüyoruz.
Uluslararası piyasalarda Yunanistan, Portekiz ve
İspanyeliza.bingul@colliersturkey.coma’nın bütçe
açıkları ve borç ödeme kapasitelerine ilişkin
kaygılarla beraber Euro/Dolar paritesinde sert
düşüşler yaşandı. Bu gelişmeler ve riskten kaçış
eğilimi Dolar/TL paritesinin yükselmesine neden
oldu. Para piyasalarındaki bu durum, yabancı para
birimi üzerinden satışa sunulan ticari gayrimenkul
ve konuta olan talep üzerinde de olumsuz etki
yarattı.
Yatırım Piyasası
2009 yılı, fiyatları aşağı çekmek için satış
fiyatından kararlı bir şekilde çok düşük fiyat
teklif eden alıcılar ile genellikle pazarlık payını
normalden daha geniş tutarak satış fiyatını korumaya
çalışan satıcılar arasındaki büyük mücadeleye
tanıklık etti. Bu durum, 2009 yılı boyunca Türkiye
piyasasında çok zayıf hacimli gayrimenkul yatırımı
yapılmasıyla sonuçlandı.
Az da olsa artan bir talep gören tek alan konut
piyasası oldu. Bu durum, talepteki azalmayla
birlikte fiyatların ve konut kredi faizlerinin
düşürülmesi ile açıklanabilir. Ayrıca,
geliştiriciler konut satışlarında kampanya ve ödeme
kolaylıkları uygulamaya başladılar ve bazıları uygun
ödeme koşulları yaratmak için ticari bankalarla
ortaklığa yöneldiler.
2009 yılı boyunca alışveriş merkezi
geliştiricilerinin ve işletmecilerinin uyguladığı
indirimli kira oranlarında bir değişiklik olmamasına
rağmen, 2009’un son çeyreğinde ve 2010’un ilk
çeyreğinde artan perakende ciroları ve ziyaretçi
rakamlarındaki artış piyasada olumlu bir hava
yarattı. Buna rağmen, 2010 yılında da finansman
yetersizliği nedeniyle alışveriş merkezi arzının
belirgin bir şekilde artması beklenmiyor.
Türkiye’deki tek A sınıfı ofis piyasasına sahip olan
İstanbul, 2009 yılında toplam emilim açısından zayıf
bir performans gösterdi. 2010 yılında yaklaşık
200.000 metrekarelik yeni arzın gireceği beklentisi,
kiralar üzerinde baskı yaratabilir.
2009’da ticari gayrimenkul sektöründe yatırım ile
ilgili bir hareketlilik görülemedi. Çoğunluğunu
banka kredileri kullanmayan geliştirici veya mal
sahibinin mülkleri için belirlediği satış fiyatları
ile birçok ticari sektörde kiraların düşeceği
beklentisiyle kar marjlarını alımda yükseltmeye
çalışan alıcıların fiyat teklifleri arasındaki
arz-talep dengesizliğinden çıkması beklenen tek
sonuç piyasadaki işlemsizlikti ve bu gerçekleşti.
2010 yılında, konut satışlarının geçen yıl olduğu
gibi güçlü devam etmesi bekleniyor. Bu dönemde
bankalardan proje finansmanı zor, hatta neredeyse
imkânsız olmasına rağmen, birçok geliştiricinin ana
şehirlerdeki planlanmış projelere devam ettiği
gözlemleniyor. Bu da, ön satışların hala konut
gelişimini finanse ettiğini ortaya koyuyor.
Eğer 2010 yılındaki kiralama performansları güçlü ve
talep edilen satış fiyatı gerçekçi olursa,
İstanbul’daki A sınıfı ofis piyasası yatırımcılar
için cazip fırsatlar sunacak. Şaşırtıcı bir şekilde,
İstanbul’daki A sınıfı ofis piyasasında fiyatlar
diğer sektörlere oranla korunabildi. Merkezi İş
Alanı’ndaki bir A sınıfı ofis binası, 2010’un
başlarında ancak %8’e kadar yatırım geri dönüş oranı
teklifleri alabilmiştir. Bu da, bir bölgede boşluk
oranı %1’e düşmüşken, başka bir yerde %50’lere
yükselen İstanbul’un farklı merkezi iş alanlarının
arasındaki dengesiz gelişiminin de bir sonucudur.
Sonuç olarak, bu denli düşük bir yatırım geri dönüş
oranı, sadece boşluk oranı ve kiralama riski çok
düşük olan, yatırımcılara teklif edilecek çok fazla
alternatif binanın bulunmadığı bölgelerdeki projeler
için teklif edilmiştir. Bu durumların tersine
işlediği ofis bölgelerindeki binalar alıcı dahi
bulamamaktadır.
Ofis Piyasası
Yatırımlar açısından oldukça durgun bir seyir
izleyen ofis piyasasının 2009 yılının sonuna doğru
yavaş yavaş tekrar hareketlendiği gözlemlendi.
Geçtiğimiz dönemde yarım kalan ya da ertelenen
perakende yatırımları, yön değiştirerek ofis
sektörüne yönelmeye başladı. Yaklaşık 1.67 milyon
m2’lik A sınıfı ofis alanı ile Türkiye’nin en büyük
ofis piyasasına sahip olan İstanbul’da, 2009 yılının
sonuna doğru canlanan ofis piyasası birçok
yatırımcıyı da harekete geçirdi. Tüm İstanbul’da
farklı bölgelerde yeni projeler planlanma ya da
uygulama aşamasına geçti.
Ayrıca yapılan incelemeler sonucunda yeni yapılan
binaların kullanıcı ihtiyaçlarına daha duyarlı
olarak inşa edildiği gözlenmektedir.
İstanbul geneline bakıldığında hem Asya hem de
Avrupa Yakası’ndaki toplam boşluk oranları 2008
yılının son çeyreğinden 2009 yılının ikinci
çeyreğine kadar büyük ölçüde artmıştır. Fakat 2009
yılının ikinci çeyreğinden sonra İstanbul
genelindeki toplam boşluk oranları düşüşe geçmeye
başlamıştır. Son dönemde gerçekleşen kiralama işlemi
sayısındaki artış ve ofis piyasasındaki toparlanma
dikkati çekmektedir. Kiracılar genellikle merkezi
lokasyona sahip ve kaliteli ofis stokunu tercih
ettiği için merkezi iş aksında (MİA) yer alan
ofislere talep halen devam etmektedir.
Bu talep nedeni ile Zincirlikuyu-Maslak koridorunda
bulunan eski fabrika binaları yıkılarak yeni arz
oluşturulma yoluna gidilmektedir. Daha önce farklı
fonksiyonlarda geliştirilen projeler de bu talebi
karşılamak için ofis kullanımına dönüştürülmektedir.
Maslak, Levent, Etiler, talebinin Taksim,
Gayrettepe, Beşiktaş, Altunizade ve Kozyatağı gibi
tercih edilen merkezi iş alanlarındaki nitelikli
ofis binası talebi, Türkiye piyasasına giren yeni
şirketler ve faaliyetlerini genişleten mevcut
şirketlere bağlı olarak artmakta olsa da, ofis
arzında belirgin bir artış olmamaktadır.
Talebin artması ve arzın sınırlı kalması sonucunda
tercih edilen bu bölgelerde boşluk oranları önemli
ölçüde azalmakta ve fiyatlar artmaya devam
etmektedir.
2008 yılının son çeyreği ve 2009 yılının ilk
çeyreğinde A sınıfı ofis kiralarında düşüş
yaşanmıştır. Fakat 2009 yılının 2. çeyreğinden sonra
bazı bölgelerde kiralar tekrar artmaya başlarken,
bazılarında ise sadece fiyatlardaki düşüş
yavaşlamıştır. Özellikle Altunizade, Ümraniye,
Levent ve Beşiktaş bölgelerinde A sınıfı ofis
fiyatlarında artış gözlenmektedir. Bu bölgelerden
Ümraniye, Levent ve Beşiktaş’taki A sınıfı ofis
binalarındaki boşluk oranlarının da azalmış olması
bu bölgelerde A sınıf ofise olan talebin devam
ettiğini ve bunun istenen kira değerlerindeki
artışla destekleneceğini göstermektedir.
Levent bölgesinde A sınıfı ofis boşluğunun uzun
süredir çok kısıtlı olması nedeniyle, istenen kira
rakamlarında görülen hızlı artışın bu dönem de devam
ettiği görülmektedir.
Genel olarak tüm 2009 yılı ortalamalarında hem
Avrupa hem Asya yakasındaki bölgelerde yaşanan düşüş
tüm ortalamaya da yansımaktadır. 2009 yılının 2.
çeyreğinden son çeyreğine Asya Yakası’ndaki ofis
bölgelerinde ortalama kira değerleri $20/m²’den
$18,35/m²’ye, Avrupa Yakası’ndaki bölgelerde ise
$27/m²’den $24,77/m²’ye düşmüştür.
Son yıllarda firmaların A sınıfı ofisler için artan
talebi, Avrupa Yakası’ndaki kaliteli ofis stoku
yetersizliği ve artan kiralar nedeniyle Asya
Yakası’nda bulunan yeni iş alanlarına yönelmeye
başlamıştır. Anadolu Yakası ofis arayanlar firmalar
için Avrupa Yakası’nın şehir dışı alanlarına nazaran
daha makul görünmektedir. Bu trendin 2010 yılı
içerisinde de devam edeceğini beklemekteyiz.
Ümraniye, Anadolu Yakası’ndaki diğer bölgelere göre
daha çok tercih edilen bir bölge olarak öne çıkmayı
başarmıştır. Ümraniye’de ofis talebinin artmasının
asıl nedeni bölgedeki düşük kira rakamları, ulaşım
avantajları ve “kullanıcıya özgü ofis binası”
geliştirilebilecek uygun arsa bulma kolaylığıdır.
Bundan dolayı, Ümraniye’de planlanan yeni ofis
projeleri artmaktadır. Bölgede A sınıfı ofis
binalarına olan talep nedeniyle ofis stoku da artış
göstermektedir. Buna rağmen azalan boşluk oranı
bölgeye olan talebin artarak devam edeceğini
göstermektedir.
Ayrıca; Avrupa Yakası’nda 5.000 ile 25.000 m² arası
değişen büyüklüklerdeki geniş ofis alanlarının
kiralama işlemlerinde yaşanan zorluklar nedeniyle
firmalar, Ümraniye’de “kullanıcıya özgü ofis binası”
modeline yönelmektedir. Çünkü bu model ile
kullanıcıya daha değişken ofis koşulları ve kiralama
imkânları sunulabilmektedir.
Ofis bölgeleri içinde 22.342 m² ile en küçük stoku
barındıran Altunizade’deki ofis boşluk oranı 2009
yılı sonu itibariyle %0’dır. Mevcut ofis stokunda A
sınıfı ofis özelliklerine sahip bina sayısının
oldukça kısıtlı olduğu bölgede, talebe karşın ofis
arzı yetersiz kalmaktadır. Talebin artmasının
öngörüldüğü bölgede arz sıkıntısının devam etmesi
beklenmektedir.
Genel olarak bölgeye olan talep ele alındığında,
yakın zaman içinde Altunizade’deki ofis stokunun
Küçük Çamlıca, Çamlıca ve Kısıklı bölgelerine doğru
artacağı ve binaların kullanıcı profiline uygun
olarak inşa edilen “built-to-suit” olarak da
tanımladığımız türden projelerden oluşacağı
kanaatindeyiz.
Sonuç olarak 2009 yılının ikinci yarısından itibaren
dengeli ilerlemeye başlayan A sınıfı ofis
kiralarının, 2010 yılında piyasaya eklenecek olan
yaklaşık 110.000 m²’lik yeni ofis stokuyla birlikte
bir miktar artmasını beklemekteyiz. 2009 yılı son
çeyreğinde boşluk oranlarının düştüğü ve Avrupa
bölgesinde en büyük yer arayışının yaşandığı Levent
bölgesindeki arz yetersizliği nedeniyle, 2010
yılında ofis talebinin Anadolu yakasına doğru
yönelimi sürdürecektir. Ayrıca 2010 yılında Anadolu
yakasında artacak olan ofis stokunun, rekabeti de
artıracağı beklenmektedir. 2009 yılının ilk
yarısında yer değiştirme kararını iptal eden ya da
erteleyen firmaların harekete geçeceği ve 2010
yılında pazarın hareketleneceği görüşündeyiz.
Endüstriyel Piyasası
Sarıgazi, Dudullu, Ümraniye, Maltepe, Kartal,
Samandıra ve Pendik bölgelerinde az sayıda tek
katlı, müstakil bina olması nedeniyle, bu
bölgelerdeki endüstriyel bina talebi yeterince
karşılanamıyor. Bu bölgelerin yeni imar hakkının
%12-%20 aralığında olması ve arsa maliyetinin
endüstriyel bina yapımı için yüksek olmasından
dolayı bu bölgelere yeni yatırım yapılamıyor.
Maltepe, Kartal, Samandıra ve Pendik bölgelerinin
kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde konut ve ticari
alanlara dönüşmesi de bölgeye yeni endüstriyel
yatırım yapılamamasının sebeplerindendir.
Öncelikli olarak şehre yakın olması sebebiyle tercih
edilen bu bölgelerde konumlanan firmalar,
ihtiyaçlarının değişmemesi durumunda bölgede kalmaya
devam ediyorlar. Bölgeye olan yüksek talep de ancak
mevcut firmaların ihtiyaçlarının değişip yer
değiştirme kararlarından sonra karşılanabiliyor.
Kraft Gıda, Turkcell, Philips, Ferroli, Bim, Ekol
Lojistik ve Horoz Lojistik bu bölgede faaliyette
bulunan firmalardan bazılarıdır.
Tuzla bölgesi ise Sarıgazi, Dudullu Ümraniye,
Maltepe, Kartal, Samandıra ve Pendik bölgelerinden
sonra şehir merkezine en yakın bölge konumunda.
Orhanlı ve Akfırat bölgesinin gelişmesiyle birlikte
Tuzla'ya da hareketlilik getirdi. Tuzla'da Deri
Organize Sanayi, Boya ve Vernik Organize Sanayi ve
Kimyacılar Organize Sanayi bölgeleri bulunuyor.
Ayrıca, A sınıfı depo standartlarına uygun
İstanbul’un ilk ve en büyük lojistik park projesi
Tuzla’nın Orhanlı ilçesinde yer alıyor. 2010 yılının
ikinci yarısında teslim edilmesi planlanan proje,
121.368 m2 kiralanabilir alana sahip. Tuzla’da
bulunan firmalar genellikle deri, kimya ve ilaç
sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Logipark
projesi ile birlikte lojistik sektöründe faaliyet
gösteren firmalar da Tuzla’da yer alacaktır.
Türkiye’nin en önde gelen sanayi şehirlerinden
Kocaeli ile İstanbul’un tam ortasında yer alan
Gebze, İstanbul şehir merkezine uzak olmasına rağmen
bulunduğu konumdan dolayı çok sayıda ulusal ve
uluslararası firma tarafından tercih edilmektedir.
Bölgenin kullanıcıları genellikle lojistik ve
otomotiv sektöründeki firmalardan oluşmaktadır.
Gebze’de çok sayıda yüksek tavanlı ve müstakil bina
bulunmaktadır. Bu nedenle değişik sektörlerden
firmaların ihtiyaçlarını karşılayabileceği, cazip
bir bölge konumundadır.
En fazla organize sanayi bölgesine sahip olan Gebze
bölgesinde, yeni yatırımlar planlanmakta ve
yatırımların %90‘ı firmanın kendi ihtiyaçlarına göre
“built-to-suit” modeliyle projelendirilip inşa
edilmektedir. Bölge’ deki arsa fiyatları diğer
bölgelere göre daha uygun olduğundan yeni
endüstriyel yatırımların en fazla yapıldığı
bölgedir.
Gebze’de faaliyet gösteren büyük ölçekli bazı
firmalar: Migros, DHL Exel Supply Chain, Balküp
Şeker, Ceva Lojistik, Exel Lojistik, Hyundai, Honda,
Anadolu Isuzu, Schenker Arkas, Autoliv Cankor.
Perakende Piyasası
İstanbul perakende piyasası, mevcut 77 alışveriş
merkeziyle toplam 2.2 milyon metrekare kiralanabilir
alana ulaştı. Bin kişi başına ise 170 metrekarelik
düşüyor. Yapım aşamasında olan projelerin
tamamlanmasıyla birlikte, 2010 yılı sonunda toplam
kiralanabilir alanın 2.5 milyon metrekare olması
bekleniyor.
Finansal kriz ve İstanbul’da alışveriş merkezi
arzının fazla olması nedeniyle, kiralarda 2008’in
sonunda başlayan ve 2009’da da süren bir düşüş
meydana geldi. Alışveriş merkezlerinin kiralarda
ortalama olarak %25’lik bir indirime gittiği
gözlemlendi. Ne var ki, bu indirimler kira
sözleşmelerine yansıtılmadı ve kiracılara geçici
teşvikler sağlamış oldu.
İnşaat aşamasında olan birçok alışveriş merkezinin
inşası durdurulmuş veya açılışları ertelenmiştir.
Arzdaki bu azalmanın, beklenen ekonomik iyileşmenin
etkisiyle birlikte, 2012 yılı boyunca kiralarda
sabit bir yükselişle sonuçlanacağı kanaatindeyiz.
Fakat en geç 2012 yılında ertelenmiş projelerin
tamamlanmasını beklemekteyiz. Bu tarihten sonra, hem
ekonomide canlanma yaşanacağı hem de Türkiye’de
diğer Avrupa ülkelerindekinden daha düşük bir oranda
olan kişi başına gayri safi yurt içi hâsılanın
yükselecek olması sebebiyle, kiralarda bir yükseliş
beklemekteyiz.
Önceki dönemle kıyaslandığında, mevcut alışveriş
merkezlerinin genel boşluk oranı değişiklik
göstermemiştir ve bu oran yaklaşık %7 civarındadır.
Alışveriş merkezlerinin sayısı arttıkça, farklılık
çok önemli bir rol kazanmaktadır. Alışveriş
merkezleri sadece alışveriş yapılan bir yer olmaktan
çıkıp aynı zamanda bir eğlence ve yaşam mekânına
dönüşmüştür. Eğlence tesisleri, alışveriş merkezinde
toplamda harcanan saatlerin artmasını sağlamakta ve
bu sebeple yeni projelerin çoğu aileye yönelik
eğlence merkezleri, sinema salonları ve diğer
alternatif aktivite alanları oluşturmaktadırlar.
Müşterilerin, iyi geliştirilmiş ve iyi dizayn
edilmiş alışveriş merkezlerine her zaman ihtiyacı
vardır. Fakat İstanbul’da arz fazladır ve bu sebeple
yeni projelerin piyasaya yerleştirilmesinde
stratejik davranılmalıdır.
Diğer yandan İstanbul’daki alışveriş merkezlerinin
kira oranları ortalama 30-65 dolar/m2/ay arasında
değişirken, diğer illerdeki ortalama fiyatlar 19-35
dolar/m2/ay arasındadır. En düşük kiralar alanı
3.000 m2 üzerinde bulunan anchor mağazalar
tarafından ödenmektedir. Bu tür mağazalar genellikle
süpermarketler, yapı marketler, elektro marketler ve
içinde değişik markalar bulunan tekstil
mağazalarından oluşmaktadır ve kiraları 10-20
dolar/m2/ay civarındadır. En yüksek kiralar ise
50-150 m2 aralığında bulunan mağazalar ile food-court
katlarında bulunmaktadır. Bu tür mağazalarda kiralar
60 dolar seviyesinden başlayarak 200 dolar
seviyesine kadar değişmektedir.
|