Gayrimenkul Group [Mail List]

Yeni Kayıtlarımız
Size Anında Ulaşsın


Tapunuzu kontrol edin, evinizi dolandırıcıya kaptırmayın

Gayrimenkul sektöründe yaşanan canlılığın ardından hemen her gün farklı bir dolandırıcılık olayıyla karşılaşmaya başladık. Dolandırıcıların geliştirdiği yöntemleri gördükçe, endişelenmemek elde değil. Nerede ne gayrimenkul var, bir bir tespit ediyorlar. Bu tespitten sonra sahte belgelerle satış vekaletnamesi çıkarıyorlar. Bu vekaletnamelerle de ilk önce tapuda mülk sahibinin haberi olmadan birbirlerine satış gerçekleştiriyor, ardından da, mülkü bir başkasına satıyorlar.
Bu arada, olup bitenden haberi olmayan mülkün asıl sahipleri yasalarla baş, başa kalıyor. Hiç kimsede tapu dairesine gidip, malını kontrol etme alışkanlığı olmadığı için de olay açığa çıkınca, iş işten geçmiş oluyor.

Ben de, bu tip dolandırıcılıklara karşı, nasıl bir önlem alınabilir diye Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Profesör Hamdi Yasaman ve Avukat Sevil İlkin'le görüştüm. Sorunu kendileri ile paylaştığımda Hamdi Yasaman, bir başka sahtekarlık olayını örnek olarak gösterdi. Yasaman'a göre, dolandırıcılar mülk satış işlemlerini sadece vekaletnamelerle değil, sahte mahkeme kararlarıyla da tapuda işlem yapabiliyor.

ERKEN UYANAN KAPTIRMIYOR

Kural olarak, tapu sahibinin iradesi olmadan, sahte vekaletname ile yapılan işlemler geçersiz sayılıyor. Ancak, satın alan tapu kaydına değil, sahte vekilin temsilci olduğuna güvenerek, iktisapda (hakkını devrediyor) bulunuyor. Oysa, Medeni Kanun'un 1023'ncü maddesi, iyiniyetli üçüncü şahısların sadece sicil kaydına güvenmeleri halinde, onların iktisalarını geçerli kabul etmektedir. Bu durumda, tapu malikleri, tapu sicil kaydının tashihi davası açarak, gayrimenkulünü elde etmesi mümkün oluyor.

GEÇ KALAN YANDI

Ancak, Hamdi Yasaman, Buna karşın, sahte vekaletname ile satılan mal, bundan sonra bir başka kişiye satılmış ise, bu sahsın iyi niyeti korunur ve ona karşı esas malikin dava açması mümkün değildir diyor. Bu durumda, tapu malikinin tapu sicilinin tutulmasından dolayı kusursuz sorumlu olarak kabul edilen Devlete dava açıp, zararını talep etmesi gerekiyor. (Medeni Kanun'un 1007'nci maddesi)

Yasaman, buna da Yargıtay'ın 2005 yılında aldığı son kararlarından birini örnek olarak gösteriyor. Yargıtay'ın aldığı bu karara göre, Tapu sicilinin tutulması ve dolayısıyla devir işlemleri devletin sorumluluğu altında olup tapu siciline güven esasdır. Tapudaki satış işleminin gerçekleştirildiği vekaletnamenin sahte olması, tek başına devletin bu sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden değildir. Tapuda işlem yapan görevlilerin vekaletnamenin geçerliliğini ve tapu kayıtlarındaki bilgilere uygunluğunu denetleme görevleri vardır. Bu görevin yerine getirilmesi sırasında herhangi bir ihmal veya eksiklik varsa devletin sorumluluğu devam ediyor. Ancak, kusurun olmadığı ve uygun illiyet bağının kesildiği idarece kanıtlanırsa, devletin sorumluluğuda bitiyor. Yargıtay, bu durumlarda hükmün kusursuz sorumluluğu öngördüğünü, ancak sebep sorumluluğunu düzenlemediğini kabul ediyor.

Tüm bunlar, Tapu malikinin bu tip olaylara karşı bir tedbir alması mümkün mü ya da Tapu maliki gayrimenkulünün kayıtlı bulunduğu tapu müdürlüğüne başvurarak, vekaletname ile hiçbir şekilde satış yapılamayacağı şerhini koydursa, bunun hukuki bir yaptırımı olur mu sorusunu akla getiriyor.

Ancak, Tapu Kanunu'nda ve Tapu Sicili Tüzüğü'nde buna ilişkin bir hüküm bulunmuyor. Bu nedenle, tapu müdürleri genellikle bu tip başvuruları işleme koymuyor. Zira tapu kütüğünde, asli ve feri sicillerde böyle bir işlem öngörülmemiştir. Gayrimenkuller için tapu kütüğünde ayrılan sayfada beyanlar hanesi vardır. Beyanlar hanesine işlenen bir kayıt kural olarak ne ayni bir hak ihdas eder, ne de şahsi bir hakkı kuvvetlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkul ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.

Ancak, kütükdeki beyanlar hanesine nelerin kaydedileceği, Tapu Sicili Tüzüğünde gösterilmiştir. Ayrıca Tapulama Kanunu'nda ve Kat Mülkiyeti Kanunu'nda beyanlara ilişkin bazı hükümler vardır. Bu nedenle, sayılanların dışındaki bir beyanın veya kaydın beyanlar hanesine işlenmesi mümkün değildir.

ŞERHE İZİN ÇIKMALI

Bu tip dolandırıcılık olaylarının önüne geçilebilmesinde en basit yöntem, tapuya bir dilekçe vererek, vekaletname ile işlem yapılamaz şerhinin konması. Ancak, hukukçulara göre, böyle bir şerh tapuya konamıyor. Tapuya konulabilen şerhler arasında böyle bir unsur yokmuş.

Neden konmasın. Ben mülkümü, vekaletname ile satmak istemiyorsam, tapunun da buna uyması gerekmez mi diye düşünüyorum. Belki kanunen tapuya şerh konulması mümkün olmayabilir, ama kanun koyucu bu tip sahtekarlıkların önlenmesi için bir tedbir alması gerekir. Kanunlar ve yönetmelikler gerekli ihtiyaç oluştuğunda değiştirilebilmeli.
(www.hurriyetemlak.com)

Başa Dön   

MORTGAGE YASALAŞTI
MORTGAGE DEVRİM OLUR
EMLAKTA FAİZ VE FİYAT UYARISI
MORTGAGE’IN FAYDALARI, AVANTAJLARI
Mortgage, Finans Sektörüne Ne Getirir?
MORTGAGE SÖZLEŞMESİNDE NELER OLACAK?
MORTGAGE SİSTEMİ NASIL İŞLEYECEK

Tümü  

Kooperatif devri bitti
TOKİ'DEN YOKSULA 250 YTL TAKSİTLE EV
Fiyatların düşmesini beklemek kriz beklemek ile eş anlamlı
Sandıktan gayrimenkul çıktı
Tapunuzu kontrol edin, evinizi dolandırıcıya kaptırmayın
SİTELER KENDİ KENDİNE YETİYOR